Kıbrıs Türk Yönetimi ikinci kez tahvil basmaya hazırlanıyor (1)

Yaşanan Global kriz sonrasında ekonomi alanında yaşanan birçok olumsuzluklar ile mücadele etmeye çalışan Devletler, belirli kısa-orta-uzun vadeli programlar çerçevesinde kendi yapılarına uygun adil önlemler alarak yaşanan ekonomik daralma ile mücadele edebilmenin farklı yollarını planlamışlardır. Başta kamu maliyesini ve finansmanını yeniden düzenleme / planlama yönüne giden Devletler, vergi oranlarını indirerek veya yükselterek, dış borçlanmaya veya iç borçlanmaya giderek finansman kaynağı sağlamaya çalışmıştır.

Bunun en güzel ve başarılı örneğini de Türkiye Cumhuriyeti Devleti uygulamıştır. Türkiye Cumhuriyeti Tahvil basarak iç borçlanmaya gitmiş (ki mali disiplini iç borçlanmaya müsait bir mali yapıya sahiptir) ve Devlet elde ettiği yeni finansman ile kamu harcamalarını artırarak piyasalara sıcak para aktarımı yapmıştır. Yani Devlet, finansman maliyetine katlanarak kamu yatırımlarını artırmış ve piyasalara bireysel değil sektörsel alanda sıcak nakit kaynağı sağlayarak ekonominin çarklarının dönmesini sağlamıştır.

Bunu yaparken de güçlü ve disiplinli mali yapısına dayanan kısa-orta ve uzun vadeli tüm planlarını da oluşturmuştur.

Şimdi KKTC Devleti de, Türkiye Cumhuriyeti “garantisinde” Tahvil basarak iç borçlanmaya gitmeyi planlamaktadır. 1 Nisan 1972 tarihinde de Kıbrıs Türk Yönetimi tarafından 5 yıllık süre ile basılan “Kalkınma Bonosu” tecrübesine sahip olan KKTC Devletinin, bugünkü Bütçe Dengelerini sağlamak adına yeniden Tahvil basması çok iyi tartışılması ve düşünülmesi gereken bir konudur.

KKTC Kamu Bütçesinin birincil sıkıntısı, kaynak yaratımından çok kaynakların harcanması yönündedir. Tasarruftan uzak bir yapıda, siyasi emeller ile yönetilen KKTC Kamu Bütçesi, ülkenin kalkınmasına yönelik değil, iktidarların devamlılıklarını sürdürmek adına kullanılmaktadır.

Geçtiğimiz Hükümet döneminde olduğu gibi mevcut Hükümet döneminde de gördüğümüz savurganlık ve siyasi rant dağıtımları ile eriyen Kamu Bütçesinin sağlanacak kaynak ile kurtarılması ancak ve ancak şeffaf, adil ve siyasetten bağımsız bir Kamu Bütçesi ile mümkün olabilir.

KKTC Devletinin bugünkü iç borç yükü (İhtiyat Sandığı, Emekli Sandığı Fonu v.b) zaten olduğundan fazla bir yapıdadır. Kamu Bütçesine yeni kaynak sağlamak adına geçtiğimiz aylarda uygulamaya konan yeni mali politikalara paralel olarak yeterli hiçbir tasarruf tedbirini hayata geçiremeyen Hükümet, yaratacağı yeni kaynakları olumlu kullanamaz ise geleceğin bugünden çok daha kötü bir ekonomik yapıda olacağı da kesindir.

KKTC’de Devletin yeni kaynak yaratmadan önce ilk olarak kamuda tasarrufu hedefleyen yasal düzenlemeleri ivedilikle hayata geçirmesi gerekmektedir. Tahvil basmak yöntemi ile iç borçlanmaya giderek kaynak yaratmaya çalışmak, bugünkü siyasi yapıda ve kamu bütçesinin çarpık yapısında “pimi çekilmiş bir bomba” ile oynamak gibi bir şeydir.

Bunun çok iyi düşünülmesi, planlanması ve acele edilmemesi gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum. Ekonomide ciddi dinamikleri hayata geçirmesi muhtemel bu uygulamanın olası sonuçları mutlak surette iyi analiz edilmelidir. En basit ifade ile eğer Hükümet bu sağlayacağı yeni kaynak ile eski borçlarını öder ve hiçbir yeni açılım yapamaz ise, mevduat sahiplerinin paralarını 5 yıllığına kullanır ve piyasaları susuz bırakır. Bu da ada ekonomisinin iflasına imza atacak olan son adımın atılması anlamına gelir.

Tags:

No responses yet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir